kim tutar beni......
6/8/2009
içsel yolculuğumun en zorlu virajlarındayım şuan..iradem yemekle yememek arasında dolanıyorken canımı sıkan tek şey mekik çekerken zorlanan göbeğim oluyor..kendime inancım tam bu sefer değişimin içinde olacağım...buaralar iyi gidiyor yememeye alıştı bünyem..o yüzden sorun çekmiyorum da bu halsizlik öldürecek beni..şuan daha 4 kilo gitti.1 hafta için iyi bir sonuç sayılabilir...ama ben uzun vadede düşünüyorum olayı 40 yaşımda nasıl olacağım...o yüzden beraber göreceğiz bu zorlu marotonun sonucunu....bana destek verin demeyeceğim ...en büyük destek zaten benim içimde siz inanmasanızda olur........
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Sil Baştan.....
4/8/2009
Gücün Var mı Sevgilim
Derin Sularda İnci Tanesi Aramaya
Cesaretin Kaldıysa
Hala Benle Aşktan Konuşmaya
Söyle Canım Sevgilim
Hayat Bize Oyun Oynuyor Olabilir mi
Yorgun Gibi Bir Halin Var
Duyguların Karışık Olabilir mi
Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen
Hayatı Sıfırlamak
Sil Baştan Sevmek Gerek Bazen
Herşeyi Unutmak
Sanki Bugün Son Günmüş Gibi
Dolu Dolu Yaşamak İstiyorum Ben
Her Ne Çıkarsa Yoluma
Selam Verip Yürümek İstiyorum Ben
Sil Baştan Sevmek Gerek Bazen
Hayatı Sıfırlamak
Sil Baştan Sevmek Gerek Bazen
Herşeyi Unutmak...
bu haftadan itibaren sil baştan yapıyorum ve hayatımı sıfırlıyorum..hayat şimdi yeni başlıyor benim için.başlarken de değiştiriyorum kendimi.insanlar her ne kadar destek olmasada inanmasalarda zayıflamaya kararlıyım..kimin ne düşündüğü umurumda değil...ben kendime inanıyorum ya...gerisininin a.k......
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yazmayı özledim....
4/8/2009
o kadar ara verdim ki yazmaya bir tarafımın eksik kaldığını hissetmeye başladım..neydi beni yazmaktan alıkoyan diye şöyle bir bakıyorum arkama....Neler yok ki...neler yaşadım bu yıl ne badireler atlattım..ama sonuda herşey bitti ve bir nebzede olsa huzuru buldum... kendilerimi en çok yazılarımda özgür hissederim..kelimerim fütürsuzca dolanır hoyrat cümlelerimin arasında..eleştirilmek, anlaşılmamak alıkoymaz beni çıktığım bu içsel yolculuktan.. o yüzden efsane geri döndü ...........
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
öyle bir yerdeyim ki.....
2/12/2008
kaçgündür yaşadığım sinir stres birden üzerimden geçti gitti sanıyordum ama anladım ki sadece kendimi kandırıyorum.Kaşınmaktan kanattığım yaralarıma bakıyorum nedir bunların sebebi her yaradan fışkıran kan damlası aslında içime gömdüğüm sessizliklerim değil mi.Kanım akıp giderken rahatlıyorum rahatladıkça daha da kaşıyorum ve daha da kanatmaya çalışıyorum.Kollarımda ve bacaklarımda açılmış olan derin yaralara bakıyorum, aslında tenimde değilde yüreğimde açılmış olduklarını görmek o kadar da zor değil aslında.Her yara içime attığım unutmaya çalıştığım birer acımdı aslında.Şimdi atacak yer kalmayınca vucudum isyan çıkarıyor ve içimden söküp atmaya çalışıyor sıkıntılarımı.Düşünebiliyor musunuz zihnimin yapamadığını vücudum yapıyor ve bana acıyor.İçimi boşaltmak için elinden geleni yapıyor ama bilmiyorki nafile.Ne kadar boşaltsada içimi yeni yaralara gebe benim gariban yüreğim.
doktor ne merhemin ne ilacın fayda etti bana...bende bu yürek acıları varken hiçbirşey merhem olmaz yaralarıma..........
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
FİKRİYE’ME…..
4/8/2008
Fikrimin ince gülü selvi boylu Fikriyem…
Sana baktığımda hüzünlü gözler görüyorum.Kara kaşlarını çattığını daha da anlam kazanan o gözler neler gördü kimbilir neler yaşadı….Gençsin, dimdik ayaktasın ama için nasıldır acep?
Hep bir telaş hep bir yerlere yetişme acelesi var içinde. Hayat hep mücadele sende yılmayan savaşçı. Yıkıldığını sandığımız an dimdik ayakta görünürsün.
Gitmek istersin buralardan ama nereye be Fikriyem….bizim baktığımız gibi bakacaklar mı sana? Gözlerimizin aradığı gibi arayacaklar mı gözleri? Bizim nazımızın geçtiği gibi nazları geçecek mi sana? Söyle be Fikriyem gitmek mi zor kalıp mücadeleye devam etmek mi?
Belki mutlu edemedik seni, belki anlayamadık. Tek başına ağlattık seni evde saatlerce ama bil ki senin yokluğun çok koyar bize. Nasıl ki şekersiz çaya alışmak zorsa sensiz hayata alışmakta o kadar zor olacak.
Kendine iyi bak güzel gözlü güzel yürekli Fikriyem……
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SANA DAİR İÇİMDE NE VARSA…….
3/8/2008
Ey güzel gözlü erkek sana dair içimde ne varsa dökeceğim sessiz satırlarıma. Sözlerime başlamadan önce duygularımı oldukça iyi anlatacak bir şarkı sözünü sana yazmak istiyorum.
Ne geceler ne gündüzler gördüm
En vazgeçilmez yeminlerden döndüm
Görmedim senin gibi sevmedim hiç kimseyi
Yapayalnızım şimdi unuttum gülmeyi
Sen vaktinden çok sonra gelen
Sevdalı bir yağmur gibisin
Çisil çisil gözlerimden
Sen çıldırmış şairlerin
Titreyen mısralarında
Bahsettiği o perisin
Pencereler önünde çürürken
Senden kalan çiçekler
Hayalin gözlerimin önünde
Hala ağlıyorum
Pencereler önünde çürürken
O güzelim yılların hayali
Gözlerimin önünde
Bize ağlıyorum
Güneş doğduğunda başka bir şehrin sabahında olacağım
Her insanın bir öyküsü vardır ya
Benimki de böyle işte
Bu sabah pencerene bak
Bu koca şehri sana bıraktım
Başka bir şehrin sabahından başka bir dilde
Elveda
Senin yanında kendimi buluyorum. Kendimi kısıtlama gereği duymadan ruhum özgürce salınıyor ortalıkta.Beni eleştirecek yada yanlış anlayacak diye düşünmeden yıllarca içimde tutsak kalmış fikirlerimi paylaşabiliyorum seninle.Hele o güzel gözlerinin ayrı bir ahenk kattığı şirin yüzüne bakınca daha da mutlu oluyorum.O güçlü ve kaslı kolların beni sarınca değmeyin benim keyfime.Biliyorum ki benden hoşlanıyorsun , bu düşünce bile şımarmam yetiyor.Yanında küçük bir kız oluyorum.Saf,ayakları yere basmayan,naz yapıyorum sana.Biliyorum ki nazımı çekeceksin.Ben hiç bu kadar değerli hissetmedim kendimi ey yar…Bana neler veriyorsun bir bilsen.Heyecan,tutku,hayata farklı bir bakış en önemlisi de sevgi ve saygı.Ama ikimizde biliyoruz ki çok geç bulduk birbirimizi.Önceden buluştursaydı bizi kahpe kader belki de çoktan doymuştuk birbirimize.Ama olsun seninle azıcık olsa da zaman geçirmek , gülünce güller açan yüzüne biran için bile bakmak dünyalara değer aslında…..Başka bir kentin sabahında görüşmek dileğiyle elveda güzel gözlüm güzel yüreklim……
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
MEKTUP....
2/8/2008
Satırlarıma başlamadan evvel hasretle gözlerinden öperim.Nasılsın?İyisindir Umarım.Dersleri nasıl?yemeklerini zamanında yiyebiliyor musun?Okula giderken kalın giyiniyor musun?Babanla hergün boş odana yaşlı gözlerle bakıyoruz.........
Yukarıdaki satırlar bir annenin okula gitmek için başka şehire giden oğluna en içten duygularla yazdığı bir mektubun satırlarıdır.
Hatırlar mısınız bilmem ama bir zamanlar mektup adı verilen bir iletişim aracımız vardı.Uzak diyarlardaki arkadaşlar,akrabalar,sevgililer birbirlerine en içten duygularını mektup vasıtasıyla iletirlerdi.
Bir annenin askerdeki oğlundan aldığı mektuptan tutunda , gurbete çıkan bir kocanın karısından aldığı hasret dolu mektupları bir düşünün.
ektup yazan en saf duygularını aktarabilmek için özenle seçer kelimeleri,tertemiz beyaz kağıdı yüreğinden kopan renkli kelimelerle bir resim tuvalini dönüştürür adeta.Satır satır kelimeleri değil hasretini,özlemini yazar o kağıda.Yazar yazar tekrar okur.Her okuyuşta daha da eksik bulur satırları ekledikçe ekler,yüreğinden kopup gelen cümleleri.Birbir umutla koyar zarfa,mektupla birlikte hasretini,özlemini,sevgisini de yollar gurbetteki oğluna,kızına,yarine...
mektup bekleyen de ondan farklı değildir aslında,gözleri postacıyı arar her günün her saatinde.Köşeyi dönen posyacıyı gördüğünde fırlar yüreği göğsünün tam orta yerinden.Bekleyen bazen mapusta bir kader kurbanı,gurbetteki bir eskereki bir evlattır.Satırları değil yazanın yüreğini okur aslında,koklar mektubu defalarca sanki yazanı koklarcasına.O mektup defalarca okunur,okundukça anlam kazanır okuyanın yüreğinde...
Mektup yaznak hatırlanıldığının , unutulmadığının en güzel örneğidir aslında.Eskiden bayramlarda,yılbaşılarında atılan kartlarda aynı mektup gibi hatırlanılmanın göstergesidir.
Şimdi bakıyoruz da ne mektup kaldı ne de posta kartları onların yerini elektronik postalar,kısa mesajlar aldı.
Sorarım size cep telefonuna gelen bir bir mesaj mı sizi mutlu eder,yoksa elinizin arasında tuttuğunuz bir kart mı?karar sizin.............
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Sığıntı…
1/8/2008
Kendime taktığım isim bu. Dopdolu yaşanan hayatın bir ucundan yakalayabilmek için sığıntı bir yaşama razı oluyorum.
Nedir bu? Kader mi? sevgiye duyulan özlem mi?
Neden sadece bana ait olacak bir yârim bağrıma basacağım bir erkeğim olmuyor benim. Sımsıkı kollarıyla beni saracak, tehlikelere benimle göğüs gerecek, üzüldüğümde beni kolları altına alacak teselli edecek sadece bana ait bir yârim nerdesin?
Biliyorum varsın ama bana çıkan yolları bulamıyorsun. Ama bil ki yoruluyorum güçsüz düşüyorum bu hayat oyununda, geldiğinde belki gitmiş olabilirim. Beni de anla yıllarca seni biçare boynu bükük bekledim. Her gün yaşlı gözlerle seni Allah tan diledim. Ne olur karşıma çıksın dedim. Kalbim yerinde fırlasın ayaklarına serilsin dedim. Ama bekleyemedim yârim, gitmeyi seçtim. Yoruldum yalnızlıktan, hergün girilen boş yataktan. Dokunamadığım dokunamayacağım tenine hasret kalarak gidiyorum. Giderken sana dair umutlarımda benimle geliyor. Hayalimde her gün defalarca canlandırdığım gülüşmelerimiz, tatlı tatlı oynaşmalarımız giderken hep yanımda olacak. Giderken sana hasret dolu mektuplar bırakıyorum. Oku ki gör seni nasıl beklediğimi, hevesle, tutkuyla, özlemle… Aynı şeyleri şimdi sen bana hissedecek misin?
Sende her gün yatağa girdiğinde ben diye yastıklara sarılacak mısın? Uykuya dalmak için dakikalarca hayalimle boğuşacak mısın? Yatağın sol yanını boş bırakabilecek misin? Sabah yataktan kalkmak için sebepler arayacak mısın? Yaptığın kahvaltı senine boğazında düğümlenecek mi? Günlerin birbirine benzediğini bensiz bir hayatın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu düşünecek misin? Dışarıda çiftleri görüp onlara imreneceğim korkusuyla günlerce eve kapanabilecek misin?
Söyle güzel gözlü yârim beni, seni sevdiğim kadar sevebilecek misin?
İşte gidiyorum…
Bir şey demeden…
Arkamı dönmeden
Şikâyet etmeden
Hiçbir şey almadan
Bir şey vermeden
Yol ayrılmış görmeden gidiyorum…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ESKİ SEVGİLİYE SON VEDA.......
1/8/2008
Aslında veda değil elveda diyorum sana.Kalbimin en derin köşesinden söküp atıyorum artık seni.Yakıyorum bende ne varsa sana dair,savuruyorum küllerini en uzak diyarlara.
İstediğin oldu ayrıldık işte.Yıkılacağımımı sandın.Bak nasıl dimdik ayaktayım.İyiki gittin,gitmeseydin zaten ben gidecektim ey sevgili.
Uzak diyarlarda aylarca yolunu bekledim,telefondaki bir ses bir nefes için uykusuz geceler geçirdim.Yüzünü görmek belki de dünyanın en güzel duygusuydu benim için ama şimdi bakıyorum ne kadar da acınası durumda olduğumu görüyorum.Sen benim hayatımı aldın altın bir kafese koydun.Kafesten o kadar etkilendimki onun özğürlüğümü,düşüncelerimi, zevklerimi, arkadaşlarımı elimden alacağını fark edemedim.Ama şimdi görüyorum.Bana o kadar çok şey kaybettirmişsin ki onları nasıl toparlayacağımı düşünüyorum.
Ufkum geniş artık,özgürce düşünebiliyorum.Günü kurtarmaktan ziyade uzun vadeli düşünmeyi öğrendim.Düşündüklerimi ifade edebilmeyi unutturdun bana ama bak artık ifade edebiliyorum.
Ben buyum,ben kadınım,ben düşünürüm ve sen artık sadece geçmişteki altın bir kafesten ibaretsin......
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
YALNIZLIK… DİĞER ADIYLA TEK BAŞINA DÜŞÜNEBİLME SANATI̷
1/8/2008
Yalnızlık düşüncede, duyguda en önemlisi de hayatın ortasında kendini tek hissetmektir ya da hissettirilmektir. Hepimiz aslında yalnız değil miyiz? Değişen, gelişen teknolojiyle beraber hayatımıza giren birçok olgu bizi toplumdan daha da uzaklaştırmakta ve kabuğumuza çekilmemize sebep olmakta. Hergün yenilenen renkli televizyon programları, sahteliklerle dolu sohbet odaları ya da diğer adıyla sanal ortamlar bizi kalabalığın ortasından çekip almakta ve korkunç yalnızlığa mahkûm etmektedirler. İnsanlar itiraf etmekten korksalar da birçok konuda yalnız olduklarını düşünürler. Evde, işte, okulda, düşünce dünyasında… Ya siz hangi kategoridesiniz? Evde sizi anlamayan bir eşten ve sürekli gürültü yapıp sizi rahat bırakmayan çocuklardan dolayı mı yalnızsınız? İşinizde sürekli çıkar ilişkilerinin yaşandığı, çalışmalarınızın bir nebze fayda etmediği için mi yalnızsınız? Sınıfın en çalışkanı olduğunuz için kıskanıldığınızdan dolayı mı yalnızsınız? Ya da dünyada sizin gibi düşünen, sizi anlayan kimse olmadığına inandığınız için mi yalnızsınız? Aslında hepsi diyebiliriz. Günlük yaşamda dinlediğimiz müzikten okuduğumuz kitaplara kadar her şey bize yalnızlığı o kadar güzel anlatıyor ki insanın canı ister istemez yalnız olmak istiyor. İbrahim Tatlıses’in şu şarkısını bilmeyen yoktur. O Eski Halimden Eser Yok Şimdi Yalnızım dostlarım yalnızım şimdi… Bu nasıl bir yalnızlıktır ki kalkıp yalnız olduğunu dostlarına söyleyebiliyor. Tabiî ki ortada öyle büyütülecek bir yalnızlık yoktur sadece duygu ve düşüncelerimizi yeterince ifade edememenin verdiği bir eziklik duygusu vardır aslında. Neden yalnız kalalım, insanların arkadaşa dosta ihtiyacı varken neden birileri de bize ihtiyaç duymasın? Sorun biz de mi başkalarında mı? Kendimizi yeterince ifade edebiliyor muyuz? Ben buyum diyebiliyor muyuz? Ya da birilerin bizi anlamasını beklemeden biz kimleri anlamaya çalışıyoruz? Bu sorulara dürüstçe cevap verince ortaya çıkıyor yalnız olup olmadığımız… Eğer yalnız olduğunuza kanaat getirdiyseniz yapmanız gereken ilk şey silkelenip kendinize gelmektir. Yüzünüze kocaman bir gülümseme yerleştirip sokağa çıkmalı ve tanıdık tanımadık herkese selam vermelisiniz. Yüzünüze vuran güneşi görüp güneşin sizi yalnız bırakmadığı için mutlu olmalısınız. Birilerinin sizi anlamasını beklemektense siz birilerini dinlemeye ve anlamaya çalışmalısınız. Küçük bir çocuğu anlamaya yaşlı birini dinlemeye çalışın. Hayata başkalarının gözlerinden bakmaya çalışın. Çalışın ki yalnızlık yüzünden kendimizi sürgün ettiğimiz arabesk hayattan sıyrılıp dış dünyada neler olduğunun farkına varabilesiniz. Yalnızlık şarkılarda anlatıldığı kadar afili değil ki. Unutmayın hayatınız değerlidir, hayatınızın yalnızlık yüzünden ellerinizin arasından kayıp gitmesine izin vermeyin. Hiç kimse için değil kendiniz için hayatınıza şans verin… Yalnızım diye sakın sızlanma… Şans ver hayatına yalnız kalma…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı